150 bin euro’luk prim nasıl 650 bin oldu? Terim’den olay açıklamalar.. |
Atmadanbil.Com Yayında

Atmadanbil.Com Yayında

Canlı Skor Android Uygulaması ile Spor Dünyası Avucunuzun İçinde

Canlı Skor Android Uygulaması ile Spor Dünyası Avucunuzun İçinde

En Şık ve En Göze Çarpıcı Daniel Klein Saatler modasaat.com’da

En Şık ve En Göze Çarpıcı Daniel Klein Saatler modasaat.com’da

İngilizce kelimeler nasıl okunur biliyor musunuz? konusarakogren.com

İngilizce kelimeler nasıl okunur biliyor musunuz? konusarakogren.com

Çokaş Kağıtçılık Tanıtım Filmi

Çokaş Kağıtçılık Tanıtım Filmi

150 bin euro’luk prim nasıl 650 bin oldu? Terim’den olay açıklamalar..
  • Ana Sayfa » Gündem
  • 12 Haziran 2017 - 02:40:48
150 bin euro’luk prim nasıl 650 bin oldu? Terim’den olay açıklamalar..

Fatih Terim her şeyi açıkladı! Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, 4-1 kazanılan Kosova maçı sonrasında basın toplantısı düzenledi..   Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Kosova maçı sonrası merakla beklenen basın toplantısını düzenledi. Terim’in basın toplantısı yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Terim açıklamalarından satırbaşları şöyle: “‘Milli takımımız neden bu duruma geldi?’ sorusuna Fatih Terim, “Sorun? Milli takımda […]

 

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Kosova maçı sonrası merakla beklenen basın toplantısını düzenledi. Terim’in basın toplantısı yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Terim açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“‘Milli takımımız neden bu duruma geldi?’ sorusuna Fatih Terim, “Sorun? Milli takımda bir şey yok. 4-1 kazandık. Emin misin bu sorudan?” diye cevap verdi.

“Son günlerde Mehmetçikler toprağa düşerken, gençleri eğitmek için genç öğretmenlerimiz hain saldırılarda can verirken, ülkemiz içeriden ve dışarıdan birçok düşmanla mücadele ederken, böyle bir şımarıklıkla gündemi meşgul etmekten hicap duyuyorum. Dünyanın kendi etrafımda dönmediğini bildiğim için çok da üzülüyorum bunları konuşurken. Bir söz verdim. Olayları elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım.”

“2016’da bazı şeyler yaşandı. Bu sadece prim değildi. Ne yani biz toplandık, Burak’a prim vermeyelim mi dedik? Antrenmanlara geç çıkıldı. Fotoğraflara girilmedi. Siz çektiniz, şahitsiniz. Bir sürü şey var. Anlatmanın manası yok. Döndükten sonra kimsenin bilmediği şekilde bir kadro açıkladım, bazıları yoktu. Muhakkak oyuncular büyüktür, itirazım yok ama bir yerde de ilkeler, disiplin veya herkesin kendini bilmesi önemli.”

“Bir başarı elde etmek istiyorsanız milli takımı bir kulüp takımı haline getirmelisiniz. Ancak Fransa’da bir kulüp takımının başına gelebilecek melanetler milli takımın başına geldi. Kulüpte beğenmezseniz yollarsınız, cezasını verirsiniz ama Milli Takım’da oyuncular sizin değildir. Bugüne kadar benim idare ettiğim takımlarda hiçbir sorun olmamış, ama dışarıdan idare ediliyorsa, o başka. Kadroya alınmayanların hepsinin nedeni farklı. Sonra bütün ülke “herkes hata yapar.” dedi. O arkadaşlarımız yeniden geldi. Herkes bir şans almalıdır düşüncesiyle bu arkadaşları geri aldım. O tarihten beri sorun var mı?  Sizlerle karşılaştılar mı sonra? Evet. Sorun çıktı mı? Hayır. Taa ki uçağa kadar.”

“Fransa’da takımdan bilgi sızdırıldığına dair haberler ve dedikodular yapıldı. Hande Sümertaş, uzun yıllardır hizmet ediyor. İçinizden biri desin ki, Hande bana bilgi verdi. Haydi. Ekibimizde bilim adamı var, Bülent. Bizim onları size vereceğimizi mi zannettiniz? Olur mu öyle şey. Şimdiye kadar nelere şahit oldu bu isimler. Eğer tek kelime ederlerse neler olur, onlar gayet iyi bilir. Biz de hata yaptık. Onlara dedim ki evlatlarım; Hepimizi tuzağa düşürdüler…”

“Ben de illa ki hatalı davranmış olabilirim ikili ilişkilerde. Bunlar şikayet ettiklerini bana söylediler. Benim de uygulamalarda yanlış gelen şeyler yapmışlığım olabilir. Evladımız yerine koyduğumuz sporcuların iyi olmasından başka ne düşünebiliriz ki? Ne oldu da bir anda aynı yerde ve yönde olduğumuz insanlarla bir anda karşı karşıya geldik. O tarihten sonra uçakta yaşanan olaya kadar herhangi bir olay meydana geldi mi? O süreçte muhabirlerle hiç mi karşılaşılmadı?”

“Olay Bilal Meşe olayı değildir. Olay gazetecilerin uçağa alınma meselesi de değildir. Gazetecileri ben aldım uçağa. Söylüyorum, ben aldım! Ramazan’a denk geliyor diye bunu 3 ay önce planladılar. ‘Gazeteciler bizim uçakla gelmezlerse, sahura kadar direksiyon sallayacaklar’ dediler. Ben de ‘Bizimle gelebilirler’ dedim. Ayrıca siz bu uçağa zaten kendi paranızla biniyorsunuz. Gazeteleriniz masrafı ne ise TFF’ye ödüyor. Bu ilk değildir, sizin müdürleriniz de geldi. Biz UEFA şampiyonasına giderken, tüm yayın yönetmenleri ile gittik, hoş oldu. Gerekirse bundan sonra yine alırım. Gazetecileri uçağa alırken oyunculara soracak değilim!”

“O zaman da söyledim; içime sinmeyeni yaptım, bu futbolcuları gönlüme almadım, milli takıma alıyorum dedim. İçime sinmeyeni yapmam, ama bazen içine sinmese de, kendi çocuklarıma da bir hak veriyorum. Bakılması gereken en önemli yer. İlk maç Kosava’ydı. Antalya’da o günden bugüne ne değişti.”

“Önce 150 bin euro olan, sonra 500’e çıkarılan oyuncuların bastırıp primleri 650 bin euro’ya çıkardığı doğru mu?” sorusuna Terim, “Evet doğru. Aynen doğru. Federasyondan öğrenebilirsiniz zaten. Prim konusu gazete müdürleriyle hiç konuşulmadı! Kimin kime hizmet ettiği açık! Şansal’ın (Büyüka) söylediğine katılıyorum. Ben hiçbir gazeteciyle hiçbir zaman prim konuşmadım. Primle bir sebepmiş gibi bahsedildi ama esasının prim olmadığını söyledim. Prim bir araç. Birçok sebep oldu” dedi.

‘Fatih Terim’in “Arda bile egolarını bırakır gelir Milli Takım’a” sözleri hakkında’: “Hande’ye diyor ki oyuncu (Arda Turan), “Ben bir şey mi yaptım, hoca niye egolarını bıraksın dedi. Oyuncu gelip bana “Niye böyle dedin hocam?” diye sorabilirdi. Yanlış anladıysa bazı konuları, odam orada gelip benimle konuşabilir.”

“Terim’den korkuyorlar soru soramıyorlar şehir efsanesini yarattılar. Bunu diye diye bu konuda algı yaratıp herkesi etkilediler. Hani benden korkuyordunuz, soru soramıyordunuz. Bakın her soruyu soruyorsunuz maşallah! Dünya kimsenin etrafında dönmüyor. Burada herkes disiplin kurallarına uymak zorunda. ”

“Kimin kimlerin avukatlığına soyunduğuna, kimlerin nelerle beslendiğine bakmak lazım. Takım kaptanıdır, herhalde arkadaşlarının ne alacağını ne almayacağını takip etmiştir. Sizce oyuncular dışardan ne derece etkileniyor?”

“Maçlardan bir gün önce tam sayfa gazetelerinizde neler yazdınız. Hatırlayın. Attığınız iftiralar için bir kez aradınız mı?. Bakın size kapı açıyorum. Fatih (Doğan) sen de korkmayanlardansın. 3 gün önce Burak ve Selçuk’un oynamak istemediğini yazıyorsun, sormadan. Ülkeme çok güzel açık bir kapı bırakiyorum; Artık bu ahbap çavuş ilişkilerini bırakalım. Kulaktan duyma şeylerle gazetecilik yapılmaz. Ben size bir şey soruyorum: Türkiye’nin en önemli gazetesinin manşetinde suçladıklarınızı arayıp sormak aklınıza gelmiyor mu? Bu kadar kritik bir maçtan 2 gün önce hiç araştırmadan, altyapısı olmayan suçlamalarda bulunmak yakışıyor mu?.”

“Bu iş şaka değil! Bir yıldır bir tane bile huzurlu bir kamp yaptırmadılar bize. Ne yaptık da bunu hak ettik? Her milli maç öncesi birileri çıkıyor. Muhakkak bir şey var. Bu yapılanların birilerinin ağzını şapırdattığını biliyorum. Ama biraz vicdan yahu? Kötü insanlara her zaman hazırlıklı olmalıyız. Yapılan yanlışlara kimin sahip çıktığına, kimlerin nelerle beslendiğine bakmak lazım. Neyin ne olduğunu görecek durumdasınız. Bana sorulanları cevaplıyorum ancak bazı soruların muhatabı başka.”

“Arda’ın yaptığını üstünüze alıyor musunuz?” sorusu üzerine; “Hayır almadım. Ben de uçaktaydım. Bakın arkadaşlar ben yerimde oturuyorum. Adresim, yerim belli. Kim ne zaman nerde istiyorsa… Sizi buraya aldıranın diye ben ve Yıldırım Demirören’den bahsediyorsunuz değil mi? Demirören’le konuştular. Sorun…

“Uçaktaki olay benim oturduğum yerin çok uzağında oldu. Kavga sırasında hostes ile gazeteci arasında tartışma var sandım. Ben o sırada tablette maç seyrediyordum. Daha sonra uçakta gülen, kahkaha atarak kokpite girmeye çalışan bir oyuncu gördüm! Ben de sorun yok diye düşündüm. Baya gülüyordu yani. Biz gittiğimizde herkes yerindeydi. Olay bana sahurda anlatıldı. ‘Üzerine yatın, sabah halledeceğiz’ dedim. Ertesi gün bana müsaade edin dedim federasyona. Sabah Arda’yı çağırdığımda Başkan ve Ali Dürüst beni aradılar, bir an evvel açıklama yapmak istediklerini söylediler. Kendisine bir şans daha vermek istedim. Bir metin yazıldı. O da ‘Tamam’ dedi. Sonra yaşananları biliyorsunuz. Eğer bir şeyi varsa yüzüme söyleyecek. Yüzüme söylesin. Varsa öyle bir sıkıntısı, kimin varsa, yüzüme söyleyecek. Bakın bir daha söylüyorum. Benimle ilgili derdi olan bunu gelip benim yüzüme söylesin.

“Arda’yı tekrar milli takıma alacak mısınız?. Arda Turan’ı sadece Kosova maçı için mi kadro dışı bıraktınız?” soruları üzerine; “Öyle sorular soruyorsunuz ki… İşi magazine dökmeyin. Bakalım.. Yaz geçsin, bir dinlenelim..”

“Milli takım formasını pazarlık mevzusu yapmam dedim daha dün! Bunlar nasıl sorular? Daha nasıl anlatayım ben? Bundan sonraki uygulamaları göreceksiniz hepiniz. Bırakın da ben de bir tatile gideyim! Yazı geçireyim. Bize de mesajlar geliyor, her şey çok net diyor arkadaşlarımız. Biz bu arkadaşları kilolarıyla kadroya aldık, oynamadılar aldık, sakatlardı aldık. Bizim de gönlümüz elbette sevdiklerimizden beklemediklerimizi görünce kırılıyor. Kırılmasın mı? Kadroya almadım, eleştirildim. Aldım yine ben eleştirildim. İçime sinmeyerek aldım dedim, daha ne diyeyim? İnsan sevdiği kişilerden beklemediği hareketler görürse üzülür. Israrla anlamıyorum diyorsunuz.”

“Kimi kadroya alıp almayacağıma her yönüyle takip ederek karar veriyorum. Bana “Sizden özür dilerse affeder misiniz?” diye soruyorlar. Benden niye özür dileyecekler? Tribünden, halktan dilesinler önce. Bir karar verirsek, herkes milli takıma gelebilir. Bu Volkan Demirel için de geçerlidir. Şu anda Babacan iyi bir kaleci oldu. Ben hak yememeye çalışarak seçiyorum milli takımı. Öyle de devam edeceğim.”

“Burak’ın primini ben yazmadım. İkincisi de arkadaşlarımız primleri hesaplarken yüzdelere göre hesaplamışlardır. Bir kasıt yok. Ne olursa olsun prim listesinin sızması ve benim kontratımın sızması ayıptır! Aynı şey benim kontratımda da oldu. 24 saat içinde sözleşmemin detayları basına düşmüştü. Gayrımeşru mu kazanıyoruz arkadaşlar? Bu çok ayıp…”

“Arda, Burak Yılmaz’ın primi için konuşurken sesi biraz fazla yükselmişti. Ben de sesini fazla yükseltmemesini söyledim. Bilal Meşe olayını çok net görseydim, oyuncuyu aynı uçakla geri gönderirdim. Dünyanın en büyük oyuncusu olabilirsiniz. Ama sonuçta oyuncusunuz, ona göre davranacaksınız. Bizim beklediğimiz bu! Ben yanlış yönlendirildiklerine inanıyorum. Demin de söyledim, yolu da gösterdim. Bakın isterseniz diye…”

“Arda Turan’ı kimler manipüle ediyor” sorusu üzerine; Çok net. Sadece ben değil, Yıldırım Demirören’le ilgili de dışarıdan bazı girişimler olduğunu biliyorum. Milli takımı karıştırmak istiyorlar.”

“Arda Turan’ın milli takımdan nasıl çıkarıldığını bilmeyen mi var? Oyuncu ‘Milli takımı bıraktım’ diyor. Bana diyorsunuz ki ‘Alacak mısınız?’ bunlar nasıl sorular?”

“Türkiye’de prim mevzusu, hepimizin tekrar düşünmesi gereken bir yanlıştır.  Milli takım Dünya Kupası’na giderse, gereken prim verilecektir. Gidemezse prim yok. Prim tabelaya göre verilmeli.”

“Oyuncuya dedim ki ‘Böyle bir şey olmuş. Bu yapılanın karşılığı kırmızı karttır ve sahada kalamazsın. Bunun karşılığı buradan gitmen. Ama önümüzdeki günleri kurtarabiliriz’ dedim. Arkadaşlarıyla birlikte mantıklı buldular. Bir yazı hazırlandı. Çok da güzel bir yazıydı. Bilal Meşe benim de dostumdur.”

“Bizim niyetimiz Bilal ve Arda’yı barıştırmaktı sonradan. Güzel bir metin hazırlamıştık birlikte. Arda fikir değiştirmiş. Son anda vazgeçmiş kendisi. Gazeteciler terk ettiği için o metinleri okumadı diyorlar ama ben sanmıyorum. Eğer bu metne sadık kalmayacağını bilseydik, milli takım eşofmanıyla yaptırmazdık o basın toplantısını.”

“Arkadaşlarıyla beraber mantıklı, güzel bir metin hazırladık. Çok da güzel basın toplantısı olacaktı. Arda’nın o konuşmasını kimler yazdı, kimler hazırladı. O bizde kalsın. Herkes yaptıklarının bedelini öder. Biz konuyu orada çözebilirdik. Biz izin vermiştik ama o bırakmayı tercih etti. Keşke olmasaydı. Diyorum ki ‘kırgınım.’ İnsan ‘evladım’ dediğinden bunları görünce üzülüyor.”

“Yıldırım Demirören ile benim görüşlerim ayrı olabilir. Geldiğimden beri birbirimize yakın duruyoruz. Aramızda çok şükür hiç sorun olmadı. Ancak benim duruşum belli. Sadece başkan değil, Servet Yardımcı’nın da beyanatı var. Onlarla aynı fikirde değilim. Benim sözleşmem var. Ben gençlere güveniyorum. Görevimin başındayım. Ben sorunları çözerim, ben buradayım!”

“Volkan Babacan’la ilgili ben de duydum. Benim ne hakemlerle, ne kurullarla bir ilişkim olmaz! Yok ben az ceza alsın demişim..”

“Sorun oyuncularla benim iletişimim arasında değil. Sorun dışarıdakilerin oyuncularla iletişiminde. 30 senede hiçbir oyuncuyla problemim olmadı mı? Oldu, hem de nasıl oldu. Ama hepsini, hiç kimsenin haberi olmadan hallettik. Kim bu süreçte en çok bağırıp eleştirdiyse, bu işlerim sorumlusu onlardır. Kimin menfaati varsa, işin mühendisleri onlardır. Kim olanı, olmamış gibi yansıtıyorsa; kim olmayanı olmuş gibi yansıtıyorsa, sorumlu onlardır. Yanlış yere bakıyorsunuz. Benim son söylediklerime lütfen kulak asın.”

“Arda olayı planlı mıydı? Arda vururken, Caner ‘Tam da burası yeri’ dedi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine; “Caner’in söylediği doğru değildi ama arkadaşını koruma refleksi diyelim biz. Kişiselleştirmemek lazım. Caner’in söylediğini normal karşılamak lazım. Küfür yok. Burak da gelip sordu, ‘Ne yapmam lazım’ dedi. Bizde takım disiplininde sorun yok, kişisel disiplinde sorun var. Euro 2016’da da böyle oldu.”

KOSOVA MAÇI
“Çok da rahat bir galibiyet aldığımızı söyleyemeyiz. Kosova kendi sahasında dişli bir rakip. Biz galibiyetimizi abartmıyoruz, siz mağlubiyete çok üzülmüyorsunuz. Kardeşler arasında böyle olmalı.”

Kaynak: HT Spor

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZARLARI
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz